TARİHÇE
Adıyaman, tarihin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biridir.
Adıyaman Palanlı Mağarasında yapılan incelemelerde kent tarihinin M.ö. 40.000
yıllarına kadar uzandığı anlaşılmıştır.
Yine Samsat-Şehremuz Tepe'deki tarihi bulgulardan M.ö. 7.OOO
yılına kadar Paleolitik, M.O. 5.000 yıllarına kadar Neolitik, M.Ö. 3.OOO
yıllarına kadar Kalkolitik ve M.O. 3.0OO-1.200 yıllan arasında da Tunç Çağı
dönemlerinin yaşandığı anlaşılmıştır. Bu dönemde bölge Hititlerle Mitannilar
arasında el değiştirmiş ve Hitit Devletinin yıkılmasıyla (M.Ö. 1.200) karanlık
bir dönem başlamıştır. M.Ö. 1.2OO'den Frig Devletinin kuruluşu olan M.Ö. 750
yıllan arası dönemle ilgili olarak yazılı kaynağa rastlanmamıştır. Ancak; bu
dönemde yöre, Asur etkisine girmeye başladığından, Samsat'ta bulunan Asur etkili
mühürler ve Kahta Eskitaş Köyünde bulunan Hitit Hiyeroglifi ile yazılmış
kitabeler, Anadolu'daki tarihi silsilenin ilimizde de aynen devam ettiğini,
göstermektedir. Bu dönemde Adıyaman ve çevresinde Hitit Devletinin yıkılmasıyla
ortaya çıkan Geç Hitit şehir devletlerinden biri olan Kummuh Devleti hüküm
sürmüştür.
M.Ü. 9OO-70O yılları arasında yöre Asur etkisinde kalmakla
birlikte, Asurlular tam olarak egemen olamazlar. 6. yüzyılın başlarından
itibaren yöreye Persler hakim olur ve yöre Satrap'lar (Valiler) eliyle
yönetilir. M.O. 334 yılında Makedonya Kralı Büyük iskender'in Anadolu'ya
girmesiyle Pers'ler hakimiyetini kaybetmiş ve M.ü. 1. yüzyıla kadar yörede
Makedonyalı Selev-kos Sülalesi hüküm sürmüştür. Bu sülalenin gücünün zayıfladığı
sıralarda, Kral Mithradetes l Kallinikos Kommagene Krallığının bağımsızlığını
ilan etmiştir (M.O. 69).
Başkenti Samosota (Samsat] olan Kommagene Krallığı,
egemenliğini MS. 72'ye kadar sürdürmüş, bu tarihte yöre Roma imparatorluğunun
eline geçmiş ve Adıyaman Roma imparatorluğunun Syria (Suriye) Eyaletine, 6.
Lejyon olarak bağlanmıştır. Roma imparatorluğunun 395 yılında Batı ve Doğu Roma
olarak ayrılmasıyla, Adıyaman Doğu Roma imparatorluğuna katılmıştır. 643
yılından itibaren bölgeye İslam akınları başlamakla birlikte İslam hakimiyeti
ancak 670 yılında Emevi'lerle kurulabilmiştir. 758 yılında ise, II, Abbasi
komutanlarından Mansur Ibni Cavene'nin hakimiyetine girer. 926 yılına kadar
Abbasi hakimiyetinde kalan H'de bu tarihte Hamdanüerin egemenliği başlar. 958
yılında yöre yeniden Bizanslıların eline geçer.
1114-1181 yıllan arası yöreye Türk akınları olur. 1204-1298
yılları arasında Samsat ve yöresini Anadolu Selçukluları ele geçirir. 1230 ve
1250 yıllarında Moğol saldırılan yaşanır. 1298'de yöre ve bölge Memlüklerin
eline geçer. 1393 yılında Adıyaman bu kez de Timurlenk tarafından
yağmalanır.
Büyük bir istikrarsızlığın olduğu Orta çağ boyunca Adıyaman
Bizans, Emevi, Abbasi, Anadolu Selçukluları, Dulkadiroğullan arasında el
değiştirmiş ve nihayet Yavuz Sultan Selim'in Iran seferi sırasında 1516 yılında
Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı topraklarına katılan Adıyaman,
başlangıçta merkezi Samsat'ta bulunan bir Sancakla Maraş Beylerbeyliğine
bağlıyken, Tanzimat’tan sonra bir kaza olarak Malatya'ya
bağlanmıştır.
Cumhuriyetin kuruluşundan 1954 yılına
kadar eski idari yapısı korunarak Malatya'ya bağlı kaza konumunda olan Adıyaman
1 Aralık 1954 tarihinde 6418 sayılı Kanunla Malatya'dan ayrılarak müstakil il
haline gelmiştir.

KRONOLOJİ
| M.Ö. 40000- M.Ö.
7000 |
Paleolitik |
| M.Ö. 7000 - M.Ö.
5000 |
Neolitik |
| M.Ö. 5000 - M.Ö.
3000 |
Kalkolitik |
| M.Ö. 3000 - M.Ö.
1200 |
Hititler |
| M.Ö. 1200 - M.Ö.
750 |
Asurlular |
| M.Ö. 750 - M.Ö.
600 |
Frigler |
| M.Ö. 600-M.Ö.
334 |
Persler |
| M.Ö. 334-M.Ö.
69 |
Makedonlar |
| M.Ö. 69-M.S.
72 |
Kommagene
Krallığı |
| 72-395 |
Roma
imparatorluğu |
| 395-670 |
Doğu Roma
(Bizans) |
| 670-758 |
Emeviler |
| 758 -
926 |
Abbasiler |
| 926- 958 |
Hamdaniler |
| 958
–1114 |
Bizanslılar |
| 1114
–1204 |
Eyyubiler |
| 1204
–1298 |
Anadolu
Selçuklular |
| 1298
–1516 |
Memluklular |
| 1516
–1923 |
Osmanlı
imparatorluğu |
ADIYAMAN ADININ KAYNAĞI
Adıyaman isminin menşeyi hakkında çeşitli rivayetler
vardır.
Birinci rivayete göre; Perre şehrinde cereyan ettiği belirtilen
bir olaya bağlanmaktadır. FARRİN yada PERRE olarak bilinen şehirde PUT’ a tapan
bir babanın yedi oğlu, babalarında evde olmadığı bir gün bütün putları imha
ederek ALLAH’ın (Hz. İsa’nın söylediği gibi) bir olduğunu kabul ve ilan ederler.
Putperest baba durumu öğrenince yedi oğlunu da öldürür. Babaları tarafından
öldürülen yedi kardeşin hatırasına Farrin (Perra=Pirin)’ de bir manastır
yaptırılır. Bu olaydan ötürü de şehre Yedi Yaman adı verilir. Yedi Yaman zamanla
Adıyaman şekline dönüşür.
İkinci rivayete göre; Adıyaman şehrinin ortasında yaptırılan
Mansur’un kalesi olarak bilinen kale’ ye halk, Hısn-ı Mansur ismini vermiştir.
Hısn-ı Mansur isminin menşeyi hakkında iki ayrı rivayet mevcuttur. Kaynaklarda
VII. yüzyılda buraya gelen Emevi komutanlarından Kays kabilesine mensup Mansur.
Ca'vene'ye izafetle bu ismin verildiği rivayet edilmekte ise de başka bir
rivayete göre bu ismin Abbasi Halifesi Ebu Cafer El-Mansur'un adından
gelmektedir. Zamanla halk arasında telâffuz şeklinin de değişmesiyle “HÜSNÜ
MANSUR” olarak bu şehrin ismi değiştirilmiş olmaktadır.
Üçüncü rivayete göre; Adıyaman şehrini doğu, batı ve güney
yönlerinde derin vadiler çevirmiştir. Bu vadilerin yamaçları zengin meyve
ağaçları ile kaplı olduğu gibi, şehrin çevresinin de meyve ağaçlarıyla kaplanmış
olmasından dolayı güzel vadi anlamında olan “VADİ-İ LEMAN” (Güzel vadi)
kelimesinin söylenişi zamanla değişmiş ve halk arasında “ADIYAMAN” şekline
dönüşmüştür. Ancak, Hısn-ı Mansur yani Hüsnü Mansur ismi 1926’ ya kadar resmi ad
olarak kalmıştır. 1926 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararları ile şehrin
ismi tekrar ADIYAMAN olarak değiştirilmiştir.
ADIYAMAN VE ÇEVRESİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ
Adıyaman ve çevresinde yapılan
arkeolojik kazılar ve yüzey araştırmaları bu şehrin tarihinin paleolitik döneme
kadar uzandığını göstermiştir.
İnsanlık aleminin Toplayıcılık ve
Avcılık Dönemi adını verdiğimiz kültür evresinin de izlerini taşıyan, büyük
medeniyetlere beşiklik eden Adıyaman, 100 yıldan bu yana dünya arkeologlarını
meşgul eden bir araştırma alanı haline gelmiştir.
Yöredeki arkeolojik kazılarda bulunan
Paleolitik (40.000) ve Neolitik dönemlere ait çakmak taşından yapılmış el
baltaları, delici ve kazıcılar, obsidiyenden yapılmış ok uçları, pişmiş toprak
parçaları; Kalkolitik döneme ait pişmiş topraklardan yapılmış kaplar ve objeler,
Erken Tunç çağına ait madeni eserler; Demir çağına ve Helenistik döneme ait taş
ve pişmiş topraktan eserler, Roma dönemine ait kandiller, çeşitli kaplar,
heykeller ve taş eserler, Bizans dönemine ait küp ve diğer seramik çeşitleri;
Abbasiler dönemine ait altın ziynet eşyaları, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait
sırlı seramikler, vazolar, cam eserler; mühürler, yüzük ve bilezikler, insan ve
hayvan figürleri gibi daha birçok arkeolojik eserler, Adıyaman ve çevresinin
tarihi zenginliklerini ortaya koymaktadır.
Adıyaman ve çevresinin tarihi
zenginliklerinin eskiden beri bilinmesi bölgenin son yüz yılarda birçok yerli ve
yabancı bilim adamı, seyyah tarafından araştırılmasına neden olmuştur.

ESKİ ÇAĞDA ADIYAMAN
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Fırat ve
Dicle nehirlerinin arasında kalan havzadaki Adıyaman, Gazi Antep, Şanlı Urfa,
Siirt, Şirnak, Batman ve Mardin illerini içine alan topraklardaki sulama ve
enerji üretimine yönelik bir proje gerçekleştirilmiştir. Bu proje kısa adı GAP
olan Güneydoğu Anadolu Projesi’dir. Bu proje çerçevesinde, su altında kalmış
antik yerleşim bölgelerinde arkeolojik araştırmalar yapılmıştır.
Coğrafi konum itibariyle Güneydoğu
Anadolu Bölgesi, güneyde Mezopotamya, doğuda İran, kuzeyde doğu Anadolu ve
Kafkasya, batıda Orta Anadolu bozkırları arasında yer alan bir orta bölgedir.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi yaylaları, sözü edilen bölgeler arasında
binlerce yıl önce parlayıp sönen eski medeniyetlerin bir kavşak yeri olduğu için
insanlık tarihi boyunca eşi az görülen medeniyetlere sahne olmuştur (ERZEN,Afif:
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tarih Anatolia and Urartions-Ankara 1984
s.7).
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi
Tarih öncesi çağlarda yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılayacak elverişli
bütün özelliklere sahipti. Su kaynakları, doğal kaya sığınakları, çayır ve
ormanlık alanları ile zengin av hayvanları insanları en eski çağlardan beri bu
bölgeye çekmiş olmalıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki bu elverişli
özellikler, avcılık ve toplayıcılıkla geçimlerini sürdüren insanlara çok olumlu
yaşama ortamı sunmuştur. Bu ortam bölgede bir çok medeniyetin filizlenmesi
sonucunu doğurmuştur.
Adıyaman Bölgesindeki Eskiçağ
Yerleşmeleri
Paleolitik Yerleşmeler
Paleolitik kültürü meydana getiren
insanlar mağaralarda yaşıyorlardı. Bu insanlar için avcılık kültürel gelişimin
ilk devrelerinde en önemli aşamalardan biriydi. Bölgede bulunan bol miktardaki
av hayvanı insanların düşüncesine ve sosyal yaşantısına yön veren etkenlerden
biri olmuştur. Adıyaman-Malatya karayolu üzerinde bulunan PALANLI KAYAALTI
SIĞINAĞI işte böyle bir paleolitik dönem yerleşmesidir.
Adıyaman Samsat Şehramuz Tepesi ve
Çevresi Yerleşmeleri’nde yine paleolitik dönem kalıntıları bulunmaktadır.
Bölgede ayrıca Kung Kıracı Tepesi, Ziyaret Tepesi ve Kemşak Tepesi gibi yerleşim
yerleri de vardır.
Adıyaman yöresinde Neolitik,
Kalkolitik ve Eski Tunç Dönemini yansıtan yerleşme yerlerinin başında, bugün
Atatürk Barajı gölü sahası içinde kalan Samsat (Samosata Höyüğü) gelmektedir.
Ayrıca Kommegene Krallığı’nın başkentliğini yapmıştır. Keza Tille Höyük yörenin
diğer önemli bir höyüğüdür.
Adıyaman bölgesi Helenistik ve Roma
Dönemi eserleriyle ün yapmış bir bölgemizdir. Bu kalıntıların en önemlisi Eski
Kahta Köyünün yanındaki 2150 m yüksekliğinde Nemrut Dağı’nın üzerindedir. Toros
Dağları ile Fırat Nehri arasındaki yöre, Helenistik ve Roma çağlarında Kommagene
olarak adlandırılır.
Kommagene M.Ö. I. yüz yıl başında
Selevkoslar soyuna son veren iç savaşlar sırasında I. Mithradates Kallinikos
tarafından bağımsız bir krallık olarak kurulmuştur. Antikçağ’ daki adı Nymphaios
olan bugünkü Kahta Çayı üzerindeki Eski Kahta Köyünün yanında yer alan Arsameia
kentinde, antik kentin kuruluşunu anlatan yazıtlara rastlanmıştır. Bu kentin 3
km güneybatısında Kahta Çayı’nın bir kolu olan Cendere Çayı’ndaki güzel köprü,
sütunlar üzerindeki Latince bir yazıta göre Roma döneminde dört Kommagene kenti
tarafından yaptırılmıştır.
Antitorosların bir uzantısı olan
Nemrut Dağı’nın 2150 m yükseklikteki zirvesinde bugün herkes tarafından bilinen
ve Geç Helenistik Devirden kalma tapınaksal mezar anıtı, yeryüzünün en değerli
kültür varlıklarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu anıt ve çevresi 1987
yılında UNESCO nezrindeki “İnsanlığın Kültür Mirası” listesine alınmış 1988
yılında da Türk Hükümeti tarafından Milli Park ilan edilmiştir.
Roma dönemi eserleri arasında kaya
mezarları da bulunmaktadır. Adıyaman Kahta İlçesi Eskitoz (Ancos) Köyünün
doğusundaki Fırat vadisinde yamaç boyunca kalker kayalara oyulmuş pek çok mezar
bulunmuştur. Ancak bunlar Atatürk Barajı suları altında kalmıştır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde özellikle
Adıyaman ve Gaziantep yöresinde kurulmuş olan ilk devlet Kommagene
(M.Ö.69-M.S.72) Krallığıdır. Bölgede Selevkos hakimiyetini İran’daki Parth’ların
(M.Ö.240-85) hakimiyeti takip eder. Parthlar sınırlarını Fırat boylarına kadar
genişleterek Diyarbakır’ı ellerine geçirdiler. Ancak M.S.226 yıllarına kadar
ellerinde tutabildiler (OKTAY Akşit,“Roma İmparatorluk Tarihi” İstanbul
1985).
ORTA ÇAĞDA ADIYAMAN
Adıyaman ve çevresi M.S.395 yılından
itibaren Doğu Roma İmparatorluğu’ nun (Bizans Devleti’nin) egemenliği
altındayken İslam akımlarına maruz kalmıştır.
Hz. Ömer’in halifeliği döneminde
(634-644) Adıyaman ve çevresi Müslüman Arapların eline geçmiştir. Aba Ubeyde,
Halid Bin Velid, Sait Bin Ebi Vakkas ve İyaz Bin Ganm gibi tanınmış islam
komutanlarının katıldığı savaşlar sonucunda 638 yılında bu bölge İslam
topraklarına katılmıştır.
Adıyaman ve çevresi bir süre
Müslümanlarla Bizanslar arasında sınır bölgesi ve çekişme konusu olur. 670
yılında Emevi komutanlarından Mansur Bin Cavena Adıyaman’ı ele geçirir. Bu
komutanın Adıyaman şehrinin ilk yerleşim alanı içinde kalan bugünkü Adıyaman
Kalesini yaptırdığı rivayet olunur.
M.S. 758 yılında Abbasi halifesi Ebu
Cafer Mansur tarafından Emevi egemenliğine son verilir. Böylece Adıyaman ve
çevresine Abbasiler hakim olurlar.
M.S. 1066 yılında Selçuklu
komutanlarından Gümüştekin, Adıyaman şehrini (Hısn-ı Mansur-u) ve çevresini ele
geçirir; ancak iç karşılıktan dolayı geri çekilir. 1071 Malazgirt Muharebesi’ni
izleyen 1082 yılında Hıns-ı Mansur (Adıyaman şehri), tekrar ele geçirilir ve
Abbasi hakimiyeti sona erer. Selçukluların egemenliği altında kalan Adıyaman ve
çevresi Haçlı Savaşları’nın etkisi altında kalarak geçici olarak el değiştirir.
Adıyaman ve çevresi1114-1204 tarihleri arasında Eyyubilerin kontrolü altına da
girmiştir. Anadolu Selçukluların 1298 yılında Moğolların istilasına uğrar; iç
karışıklık yaşanır. Bu durum 1339 tarihine kadar devam eder. 1339 tarihinde
Adıyaman ve çevresi, Dulkadıroğulları Beyliği’nin kurulmasından bir süre sonra
Dulkadıroğulları’ nın egemenliğine girer. 1398’ de Osmanlı Padişahı Yıldırım
Beyazıt yöreyi ele geçirirse de Doğu Anadolu’ya egemen olan Timur tehlikesi
nedeniyle geri çekilir. Sonuçta Adıyaman ve çevresi tekrar Dulkadıroğulları’nın
eline geçer.
YENİ ÇAĞDA ADIYAMAN
1515 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun
hükümdarı Yavuz Sultan Selim, İran seferi dönüşünde Dulkadiroğulları Beyliği’nin
egemenliğine son vererek, Adıyaman ve çevresini topraklarına katar. Böylece
Adıyaman’da Osmanlı İmparatorluğu dönemi başlamış olur.
Adıyaman ve çevresi Osmanlı yönetimine
girdikten sonra, sınır boyu olmaktan çıkar. Bunun sonucu olarak savaş, baskın ve
istila korkusundan kurtulur, huzura ve sükuna kavuşur. Osmanlı yönetiminin Türk
aşiretlerini belli yörelerde oturmaya mecbur eden iskan (yerleşme)
politikasından dolayı, Anadolu’nun diğer yerlerinde olduğu gibi bu yörede de
zaman zaman isyanlar meydana gelir; ancak bu isyanlar bastırılır.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE ADIYAMAN
Milli Mücadele
Döneminde:
Milli Mücadele döneminde Adıyaman
düşman işgaline uğramayan yöreler arasında yer alır.
Adıyaman Şehrinin Kuruluşu ve Adının
Kaynağı:
Adıyaman şehrinin yeri, ne zaman ve
nasıl kurulduğuna dair kesin bir kayda rastlanmamıştır. Adıyaman şehrinin ilk
çekirdeğini oluşturan yerleşim alanını şehrin 5 km. kuzeydoğusunda bugünkü
Örenli Mahallesi olarak ifade edilen PERRE (Pirin) adı ile ortaya çıktığı ve
bunun Neolotik döneme kadar uzandığı kesinlik kazanmıştır. Perre (Pirin) şehri
Kommagene Krallığı döneminde önemi kazanmış ve dönemin önemli şehirlerinden biri
olarak tarihte yerini almıştır.
Eskiçağın sonu, ortaçağın
başlangıcında Perre (Pirin) şehri terk edilerek, 5 km güney de Girik köyü veya
şimdiki kalenin bulunduğu yerde şehir yeniden kurulmuştur. Bizans Devleti
zamanında şimdiki yerin inşa edildiği izlemini vermektedir. Çünkü, 634 yılından
sonra Arap Müslümanlarca bu bölge istila edildiğine göre, şehrin kuruluşunun 634
yılından önce gerçekleşmiş olması gerkmektedir.
Adıyaman adının nereden geldiği
hakkında çeşitli rivayetler vardır.
Birinci rivayet: Perre şehrinde
cereyan ettiği belirtilen bir olaya bağlanmaktadır. FARRİN yada PERRE olarak
bilinen şehirde PUT’ a tapan bir babanın yedi oğlu, babalarında evde olmadığı
bir gün bütün putları imha ederek ALLAH’ın (Hz. İsa’nın söylediği gibi) bir
olduğunu kabul ve ilan ederler. Putperest baba durumu öğrenince yedi oğlunu da
öldürür. Babaları tarafından öldürülen yedi kardeşin hatırasına Farrin
(Perra=Pirin)’ de bir manastır yaptırılır. Bu olaydan ötürü de şehre Yedi Yaman
adı verilir. Yedi Yaman zamanla Adıyaman şekline dönüşür.
İkinci rivayet: Adıyaman şehrinin
ortasında yaptırılan Mansur’un kalesi olarak bilinen kale’ ye halk, Hıns-ı
Mansur ismini vermiştir. Zamanla halk arasında telâffuz şeklinin de değişmesiyle
“HÜSNÜ MANSUR” olarak bu şehrin ismi değiştirilmiş olmaktadır (SUCU,
M.1985.s.12).
Üçüncü rivayet: Adıyaman şehrini doğu,
batı ve güney yönlerinde derin vadiler çevirmiştir. Bu vadilerin yamaçları
zengin meyve ağaçları ile kaplı olduğu gibi, şehrin çevresinin de meyve
ağaçlarıyla kaplanmış olmasından dolayı güzel vadi anlamında olan “VADİ-İ LEMAN”
(Güzel vadi) kelimesinin söylenişi zamanla değişmiş ve halk arasında “ADIYAMAN”
şekline dönüşmüştür. Ancak, Hıns-ı Mansur yani Hüsnü Mansur ismi 1926’ ya kadar
resmi ad olarak kalmıştır. 1926 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararları ile
şehrin ismi tekrar ADIYAMAN olarak
değiştirilmiştir.
ADIYAMAN' IN İDARİ TARİHÇESİ
Dulkadiroğullarından Osmanlı
İmparatorluğu’na geçen Adıyaman şehri, önce Kahraman Maraş (Zülkadriye) Eyaleti
sınırları içinde yer alır. İlk yıllarda (1519-1530) Samsat sancağına bağlanır.
1531’ den sonra da Elbistan sancağına bağlanır. 1841 yılında Adıyaman şehrinin
ilçe merkezi olduğunu görüyoruz. Şehrin, vali adına görev yapan bir memur yani
kaymakam tarafından yönetilmeye başladığını görüyoruz. Ancak tarihi belgelerde
“Kaymakam”sözcüğüne rastlanmamıştır. 1849 yılında sancak haline getirilerek
Diyarbakır’a bağlanmıştır. Bu tarihten itibaren Besni, Kahta ve Siverek
ilçelerinin de Adıyaman sancağına bağlandığını görüyoruz. 1859 yılında bu defa
Malatya sancak olunca, Adıyaman tekrar ilçe haline dönüştürülür. Bu durum,
Adıyaman’ın resmen il merkezi olduğu 01.12.1954 tarihine kadar devam
eder.
Söz konusu yasayla Adıyaman il
olmuştur. 22.06.1954 tarih ve 6414 sayılı yasa ile Kahta, Besni, Gerger ve
Çelikhan ilçeleri ile birlikte 16 bucak da Adıyaman'a bağlanmıştır. Daha sonra
7035 sayılı kanunla 01.04.1958 tarihinde Gölbaşı, 01.04.1960 tarihinde Samsat,
09.05,1990 tarihinde 09.05.1990 tarihinde 1664 sayılı yasayla Tut ve 1991
yılında ise Sincik ilçe merkezine dönüştürülmüştür. Bugün Adıyaman’a bağlı 8
ilçe merkezi bulunmaktadır.
|